Sena Nur Çelik Kanat’tan Batı Trakya Türkleri için Avrupa'ya çifte standart tepkisi
AK Parti Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, AKPM genel kurulunda Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine uyguladığı baskıları ve mültecilere yönelik hak ihlallerini sert bir dille eleştirdi.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin Sonbahar Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen Yunanistan oturumunda söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine yönelik yıllardır süren baskı ve hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı.
Avrupa kurumlarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda sergilediği çifte standarda dikkat çeken Çelik Kanat, yıllardır sonuç üretmeyen yaklaşımın artık terk edilmesi gerektiğini vurguladı. Çelik Kanat, Yunanistan’ın AİHM kararlarını uygulaması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için Avrupa kurumlarına sonuç doğuracak somut adımlar atmaya çağırdı.
Çelik Kanat konuşmasında, Batı Trakya Türklerinin kimlik, eğitim ve din özgürlüğüne yönelik ihlallerin yanı sıra Yunanistan’ın göçmen ve mültecilere yönelik ağır insan hakları ihlallerine de dikkat çekti. Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulamamasına tepki gösteren milletvekili, Avrupa kurumlarına da açık bir mesaj verdi:
“Çifte standartlar kalkmalı. Her üye devlet için aynı yükümlülükler geçerli olmalıdır.”
BATI TRAKYA TÜRKLERİ İÇİN KARAR VAR, UYGULAMA YOK
Konuşmanın merkezinde, Batı Trakya Türklerinin kendi kimlikleriyle örgütlenmesinin önündeki engelleri gözler önüne seren Bekir Usta dava grubu yer aldı. Dava dosyası, İskeçe Türk Birliğinin feshedilmesi ile Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç İli Azınlık Gençlik Derneğinin tescil edilmemesini kapsıyor. Çelik Kanat, AİHM’nin dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmesinin üzerinden neredeyse yirmi yıl geçmesine rağmen Yunanistan’ın kararları hâlâ uygulamadığını vurguladı.
Bekir Usta davasındaki ilk AİHM kararı 2007’de verilmişti. Dosyanın Haziran 2026’da hâlâ Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin uygulama denetimi gündeminde bulunması, Batı Trakya Türklerinin hak arayışındaki uzun bekleyişi ortaya koyuyor.
Çelik Kanat, “Yunanistan AİHM kararlarını uygulamayarak hak ihlallerine devam etmektedir” diyerek meselenin yalnızca geçmişte yaşanmış ihlallerden ibaret olmadığını vurguladı.
Sorunun yakın tarihli bir örneği ise İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği oldu. Derneğin tescil başvurusunun reddedilmesini inceleyen AİHM, 24 Haziran 2025 tarihli Sağır ve diğerleri/Yunanistan kararında dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, tanınan “Müslüman azınlık” ile tanınmayan “Türk azınlık” arasında ayrım yapılmasının tescili reddetmek için yeterli olmadığını, somut bir kamu düzeni tehdidi gösterilemediğini belirtti. Karar, Batı Trakya Türklerinin “Türk” kimliğiyle örgütlenmesinin önüne çıkarılan engellerin bugün de devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.
TÜRK AZINLIK İLKOKULLARININ SAYISI 194’TEN 76’YA GERİLEDİ
Çelik Kanat, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlık okullarını kapatmasını ve iki dilli anaokullarının açılmasına izin vermemesini de AKPM kürsüsünden eleştirdi. Eğitim hakkının ciddi biçimde ihlal edildiğini belirten Çelik Kanat, sorunların azınlık temsilcileriyle istişare edilerek çözülmesi ve ihlallerin giderilmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonunun aktardığı verilere göre, bölgede 2008’de 194 azınlık ilkokulu bulunuyordu. Dışişleri Bakanlığının 19 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre ise sekiz ilkokulun daha kapatılmasıyla sayı 76’ya düştü.
Dışişleri Bakanlığı, okulların kapatılması ve İskeçe 1. Türk Azınlık İlkokulunun birinci sınıf kayıtlarında çıkarılan yeni engellerin azınlığın eğitim hakkını ve Lozan Barış Antlaşması hükümlerini ihlal ettiğini belirtiyor.
Sorun ilkokullarla da sınırlı değil. Türkçe ve Yunanca eğitim verecek iki dilli azınlık anaokullarının açılması için 2011’den beri yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, Yunanistan’ın baskıcı uygulamalarının Batı Trakya Türkü çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini gösteriyor.
SEÇİLMİŞ MÜFTÜLER TANINMIYOR, DİNİ FAALİYETLER YARGIYA TAŞINIYOR
Çelik Kanat, Yunanistan’ın yıllardır Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerini tanımamasının din özgürlüğünün ağır bir ihlali olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanlığı 8 Nisan 2026 tarihli açıklamasında, Yunanistan’ın seçilen müftüleri tanımayarak, soydaşlarımızın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürdüğünü belirtmiştir. Bakanlık, Dimetoka’daki müftü belirleme sürecinin azınlığın temsilci ve kurumlarıyla istişare edilmeden yürütüldüğünü, Rodop ve İskeçe’de de benzer uygulamalara başvurulduğunu kaydetti.
Yunanistan daha önce Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri dini faaliyet yürüttükleri için “makam gaspı” suçlamasıyla cezalandırmıştı. AİHM, Şerif/Yunanistan ve Aga/Yunanistan davalarında bu cezalandırmaların din özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti.
LOZAN, TÜRK KİMLİĞİNİN İNKÂRINA GEREKÇE OLAMAZ
Çelik Kanat, Yunan makamlarının Batı Trakya Türklerinin etnik kimliğini tanımamaya gerekçe olarak Lozan Antlaşması’nda “Türk azınlığı” değil, “Müslüman azınlığı” ifadesinin yer almasını öne sürmesine de karşı çıktı.
Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin konu hakkındaki raporuna atıfta bulunan Çelik Kanat, Lozan’ın başka azınlıkların tanınmasını veya insanların kendi etnik kimliklerini ifade etmesini engellemediğini belirtti. Türk etnik kimliğinin tanınmamasının dil, kültür, din ve dernek kurma haklarını da kısıtladığını vurgulayarak, “Yunan vatandaşlığı ile Türk etnik kimliği birbirini dışlayan kavramlar değildir.” dedi.